Deprem, hayatımızı kökünden sarsabilen doğal bir afettir. Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanan depremler, insanları fiziksel olarak yaralarken, aynı zamanda psikolojik travmalar da oluşturmaktadır. İşte bu dramatik ortamda, Nuri isimli bir adam, tam altı gün boyunca enkaz altında kaldıktan sonra kurtarıldı. Kolunu ve bacağını kaybetmiş olsa da, hayata tutunma arzusu tüm zorlukların önünde duruyor. Nuri’nin hikayesi, umut ve dayanıklılığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Nuri, depremin yaşandığı gün ailesiyle birlikte evinde oturuyordu. Birdenbire başlayan sarsıntı, binanın temellerini sarsmış ve yapı çökmüş. Nuri, kendisini bir anda karanlık ve dar bir alanda buldu. ‘’Hemen fark ettim ki, her şey bitmişti. Kolumun üstünde ağır bir nesne vardı ve ben hareket edemiyordum’’ diye anlatıyor Nuri, o korkunç anları. Mucizevi bir şekilde, o sıkışık alan içinde, sesini duyurmayı başardı. Ancak, yaşananlar Nuri için sadece fiziksel bir mücadele değil, psikolojik bir savaş da oldu. Kendisiyle yalnız kaldığı her an, hayatta kalma güdüsü onu ayakta tutan en önemli etken oldu. ‘’Bir şeyler yapmak zorundaydım, kendime ve aileme söz vermiştim’’ diyor Nuri, dayanıklılığının sırrını paylaşarak.
Enkaz altında geçen tam altı günün ardından, arama kurtarma ekipleri Nuri’yi bulmayı başardı. Duyduğu sesler, annesinin kendisine verdiği cesaret dolu vaatlerle birleşince Nuri, hayata tutunma kararı aldı. Kurtarıldıktan sonra hastaneye kaldırıldığında, doktorlar durumu hakkında acı gerçekleri açıkladı: Kolunu ve bacağını kaybetmişti. Fakat bu, Nuri’yi yıldırmadı. “Hala hayattayım” diyerek hayata olan bağlılığını ifade etti. Nuri’nin durumu, kardeşleri ve ailesi tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Kendilerini kaybetmişken, Nuri’nin hayatta kalması, onları yeniden umutla doldurdu.
Tüm bu zorluklara göğüs geren Nuri, yaşadığı felaketin yanında öğretici bir süreç olduğunu vurguladı. “Bazı şeyleri kaybetmek zor ama hayatta kalmak, her şeyden daha önemli. Ailemi, dostlarımı ve yaşama sevincimi kaybetmemeliyim” diyerek, sözlerine son verdi. Hayat mücadelesi devam ederken, Nuri’nin yürekten haykırdığı sözler, toplumdaki bireylere de büyük bir ilham kaynağı oldu.
Deprem, hayatımızda öngörülemeyen birçok duruma yol açabilir, ancak Nuri gibi insanların hikayeleri, umut ve dayanıklılığın sembolü olarak var olmaya devam edecek. Gelecek günlerde Nuri, yaşamına daha güçlü bir şekilde devam etmeyi planlıyor; çünkü onun hayatı, sadece bir kaybın hikayesi değil, aynı zamanda kazanımların da öyküsü.
Her anın değerini bilmek ve hayata tutunmak, Nuri'nin hikayesinden çıkarılan en önemli derslerden biri. Kurtuluşunun ardından birçok insan, Nuri’ye yardım etmeye çalıştı ve bu destekle, onun hayat yolculuğu daha da anlam kazanacak. Böylece, insanlığın dayanışma gücü bir kez daha sergilendi. Nuri’nin hayat mücadelesi, sadece kendi değil, aynı zamanda afet sonrası toplumsal dayanışmanın önemini de gözler önüne seriyor. Bu süreçte, her birimizin birbirine destek olması gerektiği fikri, Nuri’nin yaşam hikayesi ile bir daha pekişiyor.
Sonuç olarak, afetten sağ kurtulmak önemli fakat ruhsal ve bedensel travmalarla başa çıkmak da o kadar gereklidir. Nuri, bu zorlu yolculuğu ile insanlara ilham veriyor. “Her şey beni yıpratamaz, hayata olan inancımı asla kaybetmeyeceğim” diyen Nuri, geleceğe umutla bakmaya devam ediyor. Depremin yarattığı kayıplar çok büyük, ancak Nuri’nin hikayesi, yaşama sevinci ve umudun asla bitmeyeceğini kanıtlıyor.